Son Haberler
Buradasınız: Anasayfa / Bilgi ve Haber / Doğal Afetlerle İlgili Yazılar

Doğal Afetlerle İlgili Yazılar

Doğal Afetlerle İlgili Yazılar Doğal Afetlerle İlgili Anılar – Doğal Afet Sözleri

Ateş Düştüğü Yeri Yakar

Deprem deyince 1999 yılını hatırlamamak mümkün değil. 17 ağustos 1999. Saat 02:00.
O gün İstanbul’dan, tatil beldesi olan Akçay’a otobüs yolculuğum olmuştu.16 ağustos bitmiş 17 ağustosun ilk saatleri. Yazlık evin balkonunda ailece sohbet ediyorduk. Birden sallanmaya başladık. Sanki balkon gidip geliyordu. “DEPREM” diyebildim sadece. Herkesin dili tutulmuştu. Sokakta koşuşan insanların deprem oluyor çığlıkları hala kulaklarımda. Deprem bitti. Ama herkesin yüzü buz kesmişti. Daha öncede küçük depremler yaşamıştım, ama bu farklıydı. Nerde oldu acaba sorularının arasında, televizyonu açmak aklımıza geldi. Bütün haber kanalları normal yayın akışını kesmiş deprem haberlerini vermeye çalışıyorlardı. Kısa süre sonra depremin gölcük merkezli olduğu, çok geniş bir alanı kapladığı, ama ulaşım sağlanamadığı yayınları yapılıyordu.
Sanki nefes almadan, hayretler içerisinde seyrediyorduk canlı yayınları. Eşim; Adapazarı, İzmit, Yalova civarındaki yaşayan aile dostlarına ulaşmaya çalışıyordu. Ama ulaşım sağlanamıyordu. Saatler ilerledikçe depremin etkileri tahminimizden çok fazla olduğu anlaşılıyordu. ilk görüntüler televizyon kanalların da naklen yayınlanırken, sanki kıyamet olmuş hissine kapılmıştım.
Elimizden gelen sadece dua idi. Saatler sonra Adapazarı’nda oturan hala oğlumun sesini duyabildik. Ağlamaktan konuşamıyordu… Biz ise; yolların kapalı olduğundan yola çıkamadık. Deprem haber ve görüntüleri bütün ülkeyi yasa boğmuştu. Devlet birimleri hazırlıksız yakalanmış, gerekli koordine sağlanamıyor görüntüsü veriyordu. Göçük altında kalanları kurtarma çalışmalarını ancak televizyondan seyrediyor; gücümüz ise, dua oluyordu.
Birinci günü, öğleye doğru Akçay kordonuna çıktım. Herkes deprem konuşuyordu. Ama bir taraftan da hayat devam ediyordu. İnsanlar denize giriyor, güneşleniyor. Herkesin ağzında deprem. Herkes deprem uzmanı olmuştu. Şöyle tedbir almak lazım, şunları yapmak lazım. Müteahhitler suçlu, devlet suçlu, ama kimse hatayı önce kendinde aramıyordu…
İkinci günü, artık televizyon kanalları yüzyılın depremi olduğu, çok uzun bir fay hattının kırıldığını söylüyor ve enkaz görüntülerini veriyorlardı. Bir şey yapamamak, elden bir şey gelmemesi insanı daha da kötü ediyordu. Enkaz altından kurtuluş haberleri insanlara sevinç çığlıkları attırıyordu.
Üçüncü günü, dayanamayıp yola çıktık ailece. Bursa üzerinden Yalova’ya geldik. “Aman Allah’ım bu ne böyle! Buralarda gerçekten kıyamet kopmuş dedik.” Gördüklerimiz bizi dehşete düşürüyordu. Tv ekranlarında gördüklerimizden bin kat daha fazla etkilenmiştik. Şükrediyorduk. Enkazın altında bizde olabilirdik. Kurtarma ekipleri ve devletin var gücüyle yaptığı çalışmaları izleyerek Gölcük’e ulaştık. Bunlar anlatılamazdı. Allah’ım bir daha yaşatma diye dua ediyorduk ailece.
Arabada eşim, oğlum, kızım ve ben dört kişiydik. İzmit’teki yeğenime ulaşamadan Adapazarı’na devam ettik. Hala oğlumu bulduk, kucaklaştık. Gözyaşları içinde dinliyorduk. Çaresizlik kahrediyordu. Yaşadıklarını onlardan dinledik, çok farklı… Her deprem lafında sanki tekrar yaşıyorlardı. Psikolojileri bozuktu. Akçay’la burası çok farklıydı. Televizyondan seyretmekle depremin anlaşılmayacağını görüyorduk…
Yaşadığımız kent Bolu’da depremi hissetmişti ama Adapazarı gördükten sonra Bolu’da hiçbir şey yoktu. Bur da sürekli televizyondan deprem haberleri ve yorumları dinliyor, bir taraftan da hayatın devam ettiğini görüyordum. Yardım çalışmalarını destekliyor. Bir şeyler yapmaya çalışıyorduk. Bazı arkadaşlar evlerini sigorta yaptırıyor, ben ise onlara kızıyordum. “Herkes can derdinde sizler mal derdinde’’ diye. Aslında mantıklı düşündüğümüzde yanlış değil. Toplum olarak yapmamız gerekenleri yapmayıp, herhangi bir olay karşısında ‘’nerde bu Devlet’’ diye feryat ediyoruz. Devlet ne yapsın? Hangi birine yetişsin. Bizler üzerimize düşeni zamanında yapsak, sonuçlar bu kadar ağır olmaz sanırım…
Arada sırada ufak sarsıntılar oluyor. Fakat bunların gölcük depreminin artçı depremleri olduğunu ve bunların gayet normal olduğu haberlerini televizyondan dinliyorduk. Genelden bayanlar panik havasına meyilli oluyor, en ufak sarsıntıda dışarı fırlamak istiyorlar ama ben onları yatıştırmaya çalışıyordum. Bazen bir söylenti yayılıyor “bilmem kim bilim adamı şu televizyon da açıklamış. Şu gün çok büyük deprem olacakmış.” Ama bu felaketi devlet erkanı duyulsun istemiyormuş. Nedeni ise, panik olur diye. Öğrencilerimiz ise gençliğin verdiği enerji ile yeni deprem senaryoları üretim gülebiliyorlar. Bu arada matematik öğretmeni olduğumu yazmadım. Öğrencilerime deprem sırasında panik yapmamaları evin hangi köşesine nasıl saklanıp korunabileceklerini anlatıyordum. Akşamları ve hafta sonları da ÖSS hazırlık öğrencilerim oluyordu.
Yine deprem söylentilerinin dolaştığı 11 kasım akşamı kız öğrencime ders anlatırken sallanmaya başladık. Öğrencim çok korttu. Avizeler birbirine vuruyordu.! 1 sn kadar sürdü sanırım. Öğrencimi sakinleştiriyor, bunların normal olduğunu söylüyordum. Artık depremin şiddetini tahmin edebiliyorduk. 5 şiddetinde idi. Çünkü olan artçı depremler sayesinde, hepimiz birer canlı rasathaneye dönüşmüştük. Her depremi ölçebiliyorduk. Deprem şiddetlerine internetten veya teleteksten baktığımızda ise; tahminlerimizin üç aşağıya, beş yukarıya doğru olduğunu görüyorduk. Dedim ya bu bölgelerde yaşayan herkes, hem deprem profesörü, hem de canlı rasathane idi!

Kınalı Kar

Gamze Özer

Ötelerde Bak Bir Köy Var
Güneşi Az, Eksik Bahar
Ayırmışlar Seni Beni
Unuttun Mu Köyünü Yar

Göğe Doğru Avcum Kanar
Duam Sana, Alma Nazar
Sensiz Geçen Günlerime
Hasret Ektim Azar Azar

Kınalı Kar Kınalı Kar
Sende Büyük Bir Ahım Var
Gelinlerin Güveylerin
Kavuşmaz Mı Yüce Dağlar

Nar Çiçeğim, Masal Yüzlüm
Teni Goncam, Kömür Gözlüm
Kınan Karda Bitecekse
Varsın Alsın Beni Ölüm

Bir önceki yazımız Temizlikle İlgili Slogan Ve Yazı isimli makalemizi de okumanızı tavsiye ederiz.

Nasıl Buldular

    doğal afetlerle ilgili yazı

Hakkında Mine

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Required fields are marked *

*

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>

Scroll To Top